Preeklampsi  dediğimiz  gebelik zehirlenmesi  gebeliğin son aylarında  annenin  tansiyon  yüksekliği,  idrarda  protein  kaybı  ve  vücutta  ödemle  ortaya çıkan anne ve bebeğin hayatını  tehdit  eden  bir durumdur.  Gebelik  oluşurken  anneden  bebeğe  kan  alış verişini  plasenta  dediğimiz bebeğin eşi  sağlamaktadır.  Bebeğin eşinde  gelişen  bir  bozukluğa bağlı  olarak  önce  bebekte  gelişme  geriliği  olabilir daha  sonra  özellikle  bebeğin  haftada ortalama  200-250  gram  kilo  aldığı  ve  buna bağlı  oksijen  ve besin  ihtiyacının  arttığı  gebeliğin  son 3 ayında anne bebeğe daha fazla kan gönderebilmek için kan basıncını arttırır. Gebelik zehirlenmesi  dünyadaki en fedakar  varlığının anne  olduğunun  en somut örneğidir ve  Peygamberimiz  cenneti annelerin ayakları  altına   sermiştir.  Artan  kan basıncıyla  böbrekten  protein  kaybı  ve buna  bağlı  ödem  başlar.  Daha  sonra  anne  vucudundaki  tüm  organlardaki  damarları  kasarak bebeğe kan göndermeye başlar. Karaciğerdeki damarlarda   kasılma ile  karaciğer  enzimleri  karaciğer  hücrelerinin  ölmesi  ile  artar  tüm kan  damarlarındaki  kasılma  ile  özellikle  pıhtılaşma  hücrelerinde  yıkıma  bağlı olarak  bu  hücreler  sayıca  azalır ve doğum sırasında kanamaya eğilim artar. Son  olarak anne  beyin  damarlarını  da  kasar  ve  beyne  gidecek  kanıda  bebeği için  azaltır,  beyin hücreleri oksijensizliğe  bağlı  olarak  etkilenir  ve  anne  nöbet  geçirir  . Hatta anne  kalbe giden ve  kalbi  besleyen  damarlarıda  kasar  ve  kalp  krizi  geçirir.

Gebelik zehirlenmesinin asıl  tedavisi doğumdur  bundan  dolayı     gelişmeden önlenmesi  önemlidir. Çünkü 34  haftadan  önce  gelişirse  ağır  geçer  ve  bebeğin  özellikle akciğeri  gelişmeden  erken  doğuma bağlı  göz, beyin, barsak  başta  olmak  üzere  organ  etkilenmeleri olur.  32-34  haftalar  arasında  çocuğun  akciğerlerini  geliştirici steroit  12 veya  24  saat  arayla  yapıldıktan  48 saat  sonra  doğum  planlanabilir.  32  haftadan  önce  yine  steroit  yapılır fakat  preeklampsinin  şiddetine  bağlı  doğum  geciktirilmeye  çalışılır.    

Gebelik zehirlenmesi  gelişmeden 20-22. haftada  yaptığımız  renkli  ultrason  ile rahme giden kan damarlarına bakarak % 99  gelişmeyeceğini  söyleyebiliriz. Ayrıca 2015 yılında çıkan  fms like  tirozin kinase/plasenta  büyüme  hormonu  oranına  bakılarak  eğer  bu oran  38 altında ise  1 hafta  içinde  preeklampsi  % 95  ihtimalle  gelişmez  eğer  85  üzerinde  ise  erken  preeklampsi  eğer  110  üzerinde  ise  geç preeklampsi  gelişebilir. Gelişmemesi  veya  ağır geçmemesi  için  16. haftadan  önce  veya  tespit  edildiği anda  bebeğe  kan akımı  artması  amaçlı kan  sulandırıcı  aspirin 100 mg ve  DMAH  4000 IU  başlanabilir. Ayrıca sFlt-1/PlGF oranı 34 gebelik haftasının altında 655’in üzerinde 34 gebelik haftasının üzerinde 201’in üzerinde gelirse 48 saat içinde doğum planlanmalıdır (İSUOG 2015 Committee Opinion).

Önceki gebelikte  gebelik zehirlenmesi  öyküsü varsa  gebelik planlanmadan önce trombofili  nedenleri  araştırılmalı  bunun  için  FV Leiden, Prothrombin, MTHFR  gen  mutasyonları,  Protein C ve S değerleri  ve  antifosfolipit  antibodiler  bakılmalıdır.  Bunların sonucunda  gebelik  oluşur  oluşmaz  kan sulandırıcılar  doktor  kontrolünde  başlanır.  Saygılarımla.

Tekrarlayan gebelik kaybı 20 hafta altı veya 500 gr altında  üç veya  daha  fazla düşük olarak tanımlanır. 3 düşükten sonra küretaj yapıldıysa küretajlara bağlı olarak rahim içerisinde yapışıklık olmuş olabilir (asherman) rahim filmi (HSG) çekilebilir eğer adet düzensizliği varsa adetin 3. ve 21. günü hormonlarınıza bakılmalı ayrıca tekrarlayan gebelik kayıplarının en sık nedeni trombofili dediğimiz kan pıhtılaşmasının fazla olması bunun için mhtfr, F 5 leiden ve prothrombin gen mutasyonları, antiphosholipd Ab,Protein C ve S’e, anne ve baba kromozom analizine gebe kalınmadan önce   bakılmalıdır. Eğer  rahim ağzında  yetmezliğe  (ağrısız  bir önceki  gebelikte 28 hafta önce  doğum)  bağlı düşükler  ve erken doğumlar oluyorsa  önlem  amaçlı gebeliğin   ikinci trimesterine  girerken  14.  haftada  rahim ağzına  dikiş  (serklaj)  ve  17-OHP  dediğimiz  düşük  önleyici  iğneyi  haftada  bir  yapılması  önerilir 22. haftada  rahim ağzında  25  mm  altı kısalık olmasıda  risk  faktörüdür.  Saygılarımla

Tabiki  tekrar doğum yapma şansınız var. Önerilerim: Kan şekerinizin uzun süreli kontrolünü gösteren HbA1c  testinizin normale oldukça yakın olması gerekir (6.5’in altında). A1C düzeyiniz normal değilse, normale gelene kadar gebelik planlamayalım çünkü 6.5’in üzerindeki değerlerde bebekte özellikle sinir sistemi bozuklukları meydana gelme şansızlığı çok artış gösteriyor. Gebe kalındıktan sonra kan şekerinizi titiz ve sıkı bir şekilde kontrol etmeniz gerekir Çünkü; > Düşük yapma riskinizi azaltır. > Aynı zamanda doğumla ilgili risklerinizi de en aza indirir. > Ayrıca, bebeğinizin gebelik haftasına uygun şekilde büyümesini ve sağlıklı gelişmesini sağlar.Gebelik boyunca kadın doğum ve endokrin doktorları ile yakın takip ile açlık kan şekeri 95’in, 1. saat tokluk kan şekeri 140 altında olması önerilir. Saygılarımla

Öncelikle geçmiş olsun.  Adetin 21. günü progesteron değerinizin 5’in üstünde olması yumurtanızın oluştuğuna ve yumurtladığınıza işaret, sanırım adetleriniz düzenli.  PKOS konusunda endişelisiniz, PKOS hastalarının % 10’unda sadece yardımcı üreme tekniğine ihtiyaç oluyor % 90’nı kendiliğinden gebe kalıyor. %10’luk tedavi desteği alan PKOS’larda tedaviye en iyi cevap veren grup. Yaşınız 30’un altında ise 4 aylık süre biraz tedavi için erken, zamanlanmış ilişki size önerebilirim (adetin ilk gününden 12 gün sonra gün aşırı ilişki) tabi insulin direnciniz, kilo probleminiz yoksa eğer kilonuz varsa mevcut kilodan %10’luk kilo kaybı yumurtalarınızı 5 kat fazla çalıştırır. Saygılarımla

Öncelikle  tekrarlayan sezaryanlara bağlı plasenta previa  (bebeğin beslendiği eşinin  doğum kanalını kapatması) ,  uterin atoni ve  rüptür (rahmin doğum sonu toplanmaması veya yırtılması)  riskleri artış gösterir.  Hatta  plasenta  akreata  ( bebeğin eşinin  rahme  yapışması)  riski  de  artış gösterir yani  doğum sırasında  ve sonrasında  kanama  riski  fazladır.  Fakat son yıllarda  bizim  kendi kliniğimizde  de  uyguladığımız  ve  bu konu ile  ilgili  yazımızın olduğu  B-Lynch  sütür  tekniği ile  sezaryan sırasında  kanamalar önlenebilir  (http://www.glowm.com/resources/glowm/pph_pdf/Turkish-PPH-Chap-31.pdf).

Aşağıdaki durumlarda kısırlık (infertilite) tedavisi için bir yıl beklemeye gerek yoktur. Bu hasta gruplarında tedaviye ve araştırmaya hemen başlanabilir.

Kadın

–Yaş > 35 

–Ektopik gebelik öyküsü (Dış gebelik öyküsü)

–Bilinen tubal hastalık, PID veya STD (Geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü)

–Tubal veya pelvik cerrahi (Kadın hastalıklarından ameliyat olmuş olmak)

–Amenore veya oligomenore (Adet düzensizliği)

–Myoma uteri (myom)

Erkek

–İnmemiş testis veya orşidopeksi

–Kemoterapi veya radyoterapi alma öyküsü

–Urogenital cerrahi (daha önce geçirilmiş ameliyat)

–STD öyküsü (Cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü)

–Varikosel (Spermiogramda bozukluk olması durumunda)

Gebelik döneminde yapılması gereken aşılar hem anneyi hem de bebeğin hayatı boyunca bağışıklık sağlar. Tüm gebe kadınlar tetanoz, difteri, boğmaca ve gribe karşı aşılanmalıdır. Bu aşıların gebelikte kullanılmasında sakınca yoktur ve bebeğe pasif bağışıklık sağlarlar, düşüğe neden olmazlar. Amerikan Obstetrik ve Jinekoloji Derneği (ACOG) özellikle son yıllarda artan boğmacaya bağlı yenidoğan ölümlerini önlemek için gebeliğin 27-36. haftasında Tdap (Tetanoz toksoidi, difteri toksoidi ve cansız boğmaca aşısı kombinasyonu) önermektedir. Boğmaca aşısı özellikle ülke dışından göç alan Amerika ve Türkiye gibi ülkelerde mutlak önerilmektedir. Boğmacaya bağlı yenidoğan ölümleri sıklıkla doğum sonrası ilk 6 ay içinde görülür. Bundan dolayı yenidoğan bebeğin bağışıklık kazanması için annenin gebeliğin 27-36. haftasında aşılanması gerekir. Bebek doğar doğmaz yapılan aşılar ilk 6 ayda bağışıklığı etkisi yetersiz kalmaktadır. Ayrıca gebeliğin son üç ayında yapılan grip hayatın ilk 6 ayında ateşli solunum yolu enfeksiyonlarını %36 azaltır. Aşılanmış anneden doğan bebeklerde laboratuarda teyit edilmiş grip insidansında %63 azalma olur. Yenidoğan bebekler bu grip virüsüne karşı doğal bağışıklık kazanır. Gebeler tetanoz aşı durumunu bilmiyorsa veya üzerinden10 yıl geçtiyse aşı yapılmalıdır.Her aşı gebelikte yapılmaz özellikle gebelikte canlı aşı (Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık, Su çiçeği) yapılmaması gerekir. Doğum sonrası da gebelikte yapılamayan (Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık, Su çiçeği) aşılar yapılabilir. Canlı aşılar fetusu enfekte etme potansiyeli taşırlar. Canlı aşı olan annelerin fetuslarında belirgin hasar gözlenmemekle birlikte, infeksiyon için yüksek risk yoksa bu tür aşılar gebelikte yapılmamalıdır. Canlı aşı yaptıran bir kadın 4 hafta içinde gebe kalırsa, fetus üzerinde olası etkiler hakkında bilgi verilmelidir. Canlı aşı yapılan hastalar aşı sonrası ilk 4 hafta gebelik planlamamalıdırlar. HPV ve hepatit aşısıda gebelikte rutin önerilmemektedir. Gebelikte yüksek riskli gruba önerilmektedir. Bunlar eşinde hepatit B olması, ilaç ve madde bağımlılar, ailede hepatit B enfeksiyonu geçiren akrabası bulunanlardır. Kolera, Veba ve Japon ensefaliti aşısı inaktive aşılar olup yüksek risk durumunda yapılabilir. Antraks (şarbon) maruz kalmış gebe kadınlara aşı ve 60 gün antibiyotik tedavisi verilmelidir. Zararlı etki gösterilmemesine rağmen tüberküloz aşısı gebelikte önerilmemektedir. Gebelerde aşılamada boğmaca ve grip aşısını yerleştirmede çaba sarf etmeliyiz. Gebelik planlayan hastalara da gebe kalmadan önce Kızamık, Kabakulak, Kızamıkçık ve suçiçeği aşısı yaptırmasını önermeliyiz ki bu hastalıklar gebelik döneminde geçirilirse bebeğin yaşamını tehdit eder. Bağışıklık kazanmış bir anneden plasenta yoluyla bebeğe antikorlar geçer ve bebekte pasif bağışıklık kazanır.

Gebeliğin öncelikle dış gebelik olmadığı ortaya konulmalıdır çünkü spiralle gebeliklerde dış gebelik şansızlığı artmıştır. Eğer intauterin (rahim içi) gebelikse 12. gebelik haftasına kadar spiral çekilebilir. Eğer 12. gebelik haftasından sonra fark edilmişse spiralin çekilmesi kesenin rahme yerleştiği ve çekilirken zarar görüp gebeliğin düşükle sonlanabileceği için önerilmez.

Gebelikte çekilen filmin bölgesi, dozu ve gebelik haftası çok önemlidir. Diş için çekilen filmler bebeğe zarar verecek düzeyde ve dozda değildir. Bir diş filmi 0.0001 raddır bebeğin etkilenebileceği doz 10 rad ve üzerindedir. Gebeliğin devamı ve bebeğin sağlığı toplumsal riskle aynıdır.

Korunmasız ilişki sonrası gebelik istenmiyorsa 72 saat içerisinde kullanılan acil doğum kontrol ilacıdır. Norlevo (750 mg levonorgesterol) ilişki sonrası ve ilişkiden 12 saat sonrası toplam 2 doz veya doğum kontrol hapları ilişkiden hemen sonra 4 doz ve 12 saat sonrası 4 doz alınır. 72 saat içinde acil spiralde takılabilir. Yalnız ertesi gün hapı adet düzensizliği yapmasından dolayı bir doğum kontrol yöntemi değildir ve sürekli kullanılmamalıdır. 

Doğum kontrolü olarak adet döneminde başlanan doğum kontrol hapları veya adet döneminde takılan spirallerdir.

Kayseri kadın hastalıkları ve doğum ile ilgili her türlü sorunuzu isim paylaşmadan cevaplıyoruz. Siz sorun biz cevaplayalım. Sorularınızı iletişim sayfasında bulunan formdan bize iletebilirsiniz.