İlim ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsin, Ya nice okumaktır. Hastalıklar bazen bizim bir parçamız olur ve ömür boyu bizimle devam eder bu tür hastalıklara kronik hastalıklar denir. Kronik hastalıklar arasında sıklıkla bilinen diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği gibi endokrin ve dâhili hastalıklar yer almaktadır. Tansiyon hapları, insülin, kalp ilaçları artık hemen hemen her öğünümüzde hayatımıza girmiştir ve unuttuğumuz zaman tüm düzenimiz alt üst olur.

Aslında dünyada on bayanda birinde görülen ve ülkemizde görülme sıklığı % 19 olan yani ortalama beş bayandan birinde görülebilen Polikistik over sendromu da kronik bir rahatsızlıktır. Adet düzensizliği, tüylenme, hızlı kilo alma gibi şikayetlerle doktora başvurulur. Genellikle birkaç ay adet düzenleyiciler, doğum kontrol hapları ile geçiştirilir. Gerçekte her hastalığın bir sebebi vardır ve tedavi edilmemiş polikistik over sendromu hastalarının yaklaşık beşte biri 40 yaş sonrası diyabet, hipertansiyon ve kalp hastalığına adaydır. Önemli olan doğru teşhis ve tedavidir ve en az onlar kadar önemli olan hastanın tedaviye uyumudur.

Ünlü psikolog E. Kübler Ross’a göre kronik hastalıkları öğrenince hastaların geçirdiği 5 evre vardır, bunlar inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabullenmedir. Bu beş evreden en hızlı biçimde kabullenmeye geçilirse hastalık için sağlıklı bir süreç tamamlanmış olur. Ülkemizde ne yazık ki ilk evre olan inkâr aşamasında kalınır ve kimse hem kendisinin hem de çocuğunun hastalığını kabullenmez hatta konduramaz. Kesin yanlış tanı konmuştur, böyle hastalık olmaz, ömür boyu bu çekilir mi, bir de şu doktora gidelim şeklinde sürekli inkâr ile doktor doktor gezilir. İnsan kendisini bilmezse hastalığını kabullenmezse hastaneye başvurduğunda hastalığı ilerlemiş ve bazı tedavi yöntemleri için çok geç kalınmış olabilir.

Polikistik over sendromu da kronik bir hastalıktır. Sebepleri arasında genetik nedenler suçlanmaktadır. Önemli olan tanıyı doğru koymaktır çünkü tüylenme ve adet düzensizliği ile gidebilen birçok başka hastalıkla karışabilir. Her ay bayanlarda görülmesi gereken yumurtaya folikül kisti denir. İşte hormonlara bağlı bu yumurtalar folikül kistleri büyüyemez ve kenarlarda beklerse birden fazla (poli) çatlayamamış yumurta (kist) (polikistik over) görünümü oluşur. Hastalık ismini bu görünümden alır. Fakat toplumda bu da yanlış anlaşılır benim kistim varmış acaba patlar mı diye panikle hastanelere başvurulur aslında bunlar bırakın patlamayı büyüyememiş ve büyüyüp çatlamayı bekleyen kistlerdir. Tanısı konduktan sonra hastanın beklentileri çok önemlidir çünkü polikistik over sendromu tedavisi çeşitlidir. Adet düzensizliği olan hastalarda farklı, tüylenme şikayeti olan hastalarda farklı, çocuk tedavisi isteyen hastalarda farklıdır. Hatta bazen bu grup hastalarda şeker direncine bağlı kilo verememe problemi de olabilir.

Büyümeyi ve çatlamayı bekleyen bu büyük yumurtalar polikistik over sendromlu hastaların % 20’sinde gebelik oluşumunun zor olmasına neden olabilir. Ama bu grup yardımcı üreme tekniklerine en iyi cevap veren hasta grubudur ve yüksek gebelik sonuçları elde edilir. Hastalığımız öğrenince üzüntü olması normaldir fakat kabullenip çözüm aramadan strese girmek moral bozmak tedaviye cevabı azaltır.

 

Kısacası adet düzensizliği, tüylenme, kilo verememe ve çocuk istemi şikayetleri ile giden polikistik over sendromu, kadınlarda en sık görülen kronik hastalıklardan bir tanesidir ve uzun süreli takip gerektirebilir. Önemli olan her hastalıkta olduğu gibi polikistik over sendromunda da hastalıkla yüzleşmeli, önemsemeli ve tedavisini olmalıyız.